17 08 2012

remzi kerbela fecra azadi

Remzi Kerbela Fecri azadi Devamı

13 08 2012

KADİR SÜRESİ

KADİR SÜRESİ |  görsel 1

  Kadir Suresi Kadir suresi beş âyettir ve Mekke´de nazil olmuştur.[1] Rahman ve Rahim olan Allanın adıyla. 1- Şüphesiz biz onu (Kur´anı) kadir gecesinde indirdik. Abduliah b. Abbas, Şa´bi, Said b. Cübeyr bu âyeti şöyle izah etmişlerdir: Şüphesiz ki biz Kur´anı levh-i mahfuzdan dünya semasına kadir gecesinde toplu halde indirdik." Bu izaha göre Allah teala, Kur´an-ı Kerimi, kadir gecesinde top­lu halde dünya semasına indirmiş ve oradan da yirmi üç senede peyder pey yer­yüzüne indirmiştir. "Kadir" kelimesinin manası, "Hüküm vermek" demektir. Allah teala o gecede bir yıl içerisinde olacak şeyler hakkında hüküm verdiği için bu geceye bu ad verilmiştir. Bu hususta diğer bir âyette şöyle buyurulmaktadtr: "Her hik­metli iş, tarafımızdan emredilerek o gece tesbit ve tayin edilir."[2] 2- Sen o kadir gecesinin ne olduğunu nereden bileceksin 3- Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Ey Muhammed sen, kadir gecesinin ne olduğunu nasıl bileceksin Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Âyette zikredilen "Bin ay"ın hangi aylar olduğu hususunda müfessirler tarafından çeşitli izahlar yapılmıştır. Miicahid´e göre bu ifade, kadir gecesinde Allahr razı edecek olan bir ameli işlemek, o gecenin dışında yapılan bin aylık amelden daha hayırlıdır." manasına gelmektedir. Katade´ye göre ise kadir gecesi kendisinde kadir gecesi bulunmayan bin aydan her yönüyle daha hayırlıdır. Mlicahid´den nakledilen başka bir görüşe göre, burada zikredilen bin ay­dan maksat, İsrai loğu Harından bir kişi... Devamı

10 08 2012

DÜNDEN BUGÜNE MUSTAZAFLAR

DÜNDEN BUGÜNE MUSTAZAFLAR |  görsel 1
DÜNDEN BUGÜNE MUSTAZAFLAR |  görsel 2

Mustaz`af kavramı, art niyetli ve ön yargılı bazı kişilerin zannettikleri gibi kimi ülkelerden ithal edilmiş salt bir slogan değildir. Bilakis her Müslüman`ın iyice bilmesi gereken en esaslı Kur`anî kavramlardan biridir. Ama maalesef ... Mart ayının “Dünya Mustaz’aflar Haftası”nı ihtiva etmesi münasebetiyle, Kur’an-ı Kerim ayetleri ışığında bu konuyu etraflıca işlemeye çalışacağız. Mustaz’af kavramı, art niyetli ve ön yargılı bazı kişilerin zannettikleri gibi kimi ülkelerden ithal edilmiş salt bir slogan değildir. Bilakis her Müslüman’ın iyice bilmesi gereken en esaslı Kur’anî kavramlardan biridir. Ama maalesef toplum olarak Kur’an’dan, özellikle de Kur’an’ın manasından uzak kaldığımız için bu tür kavramlara da yabancı kaldık. Kur’an-ı Mubin’de bu kavram zıddı olan “müstekbir” kavramı ile birlikte çokça işlenmiştir. Mustaz’af, “za-u-fe (zayıf oldu)” fiilinin istif’al babından ism-i mef’uldur. Mustaz’aflar (güçsüzler) kelimesi Kur’an-ı Kerim’de müstekbirler kelimesinin karşıtı olarak kullanılır. Müstekbir, kendini büyük ve üstün görüp gerçekleri kabul etmeyen, hakka karşı inatla direnen kimse demektir. Kur’an-ı Kerim’de üç farklı mustaz’af tablosuyla, yani mustaz’aflık durumu farklı olan üç çeşit halk tabakasıyla karşılaşmaktayız. Sindirilmiş, Yozlaştırılmış Mustaz’af Halklar Bunlar mevcut istikbar rejimleri tarafından sindirilmiş, onların zulüm ve baskılarına tamamen boyun eğmiş, zorba güçlerin istediği kıvama gelmiş halk kitleleridir. Söz konusu bu kesim, gerek korkularından, gerekse dünyevi bir takım çıkarlarından ötürü ... Devamı

08 08 2012

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

08 08 2012

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

07 08 2012


 |  görsel 1

http://cagritv.com.tr/cyayin.php Devamı

07 08 2012

İBRETLİ OLAY : RİYA

İBRETLİ OLAY : RİYA |  görsel 1

Riya, korkunç bir afettir. Allahü teâlânın rızasına uygun olmayan işler, ameller boştur. Bir zat, bir mescide ibadet etmek için girmişti. Geceleyin bir ses duydu. Demek ki mescide biri girdi. O kişi, büyük bir zatın geldiğini zannetti. ... ... (Böyle yere büyük zatlar ancak Allahü teâlâya ibadet etmek üzere gelir. Bu zat beni görür, hâlime nazar kılar) diye düşündükten sonra, bütün geceyi seher vaktine kadar ibadetle geçirdi. Kendini nasıl göstermek istiyorsa öyle yaptı. Seher vakti etraf ağarınca geriye dönüp baktığında bir köpeğin yattığını gördü. Çok utanıp kendi kendine, "-Ey edepsiz, Allahü teâlâ seni şu köpekle terbiye etti" dedi.    Devamı

05 08 2012

FATİHA SÜRESİ

FATİHA SÜRESİ |  görsel 1

1-el-FÂTİHA Müddesir sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 7 (yedi) âyettir. Kur'an'ın ilk sûresi olduğu için açış yapan, açan manasına "Fâtiha" denilmiştir. Diğer adları şunlardır: Ana kitap manasına "Ümmü'l-Kitâp" dinin asıllarını ihtiva eden manasına "el-Esâs", ana hatlarıyla İslâm'ı anlattığı için "el-Vâfiye" ve "el-Seb'u'l-Mesânî", birçok esrarı taşıdığı için "el-Kenz". Peygamberimiz "Fâtiha'yı okumayanın namazı olmaz" buyurmuştur. Onun için, Fâtiha, namazların her rekâtında okunur. Manası itibariyle Fâtiha, en büyük dua ve münâcâttır. Kulluğun yalnız Allah'a yapılacağı, desteğin yalnızca Allah'tan geldiği, doğru yola varmanın da doğru yoldan sapmanın da Allah'ın iradesine dayandığı, çünkü hayrı da şerri de yaratanın Allah olduğu hususları bu sûrede ifadesini bulmuştur. Kur'an, insanlığa doğru yolu göstermek için indirilmiştir. Kur'an'ın ihtiva ettiği esaslar ana hatları ile Fâtiha'da vardır. Zira Fâtiha'da, övgüye, ta'zime ve ibadete lâyık bir tek Allah'ın varlığı, O'nun hakimiyeti, O'ndan başka dayanılacak bir güç bulunmadığı anlatılır ve doğru yola gitme, iyi insan olma dileğinde bulunulur. Hicretten önce nazil olmuştur. 7 ayettir. 1. Rahmân (ve) rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 2. Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. 3. O, rahmândır ve rahîmdir. 4. Ceza gününün mâlikidir. 5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. 6. Bize doğru yolu göster. 7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kims... Devamı

10 03 2012

MAHŞERE SAKLADIM SENİ EY YAR....

MAHŞERE SAKLAIDM SENİ EY YAR... Ey Yar koy beni yalnızlığa Düğüm düğüm düğümlen boğazımda Sakladım seni ey yar Yaralarımdan başka kimse bulmasın Kal dualarımın aminlerinde Rabbime sunduğum gözyaşlarımın sessizliğinde Sen öyle saklı kal ey yar mahşere kadar saklı kal Kimseler görmesin seni  gözlerimde Yakup misali kör olayım Görürlerse Yusuf misali alırlar seni benden Kaybetmekten yoruldu yüreğim saklan kalbimde Üzülürkende saklan Secdelerin  koynuna atarken kendimi çaresizce  haddime karış Ey Yar Ağlıyorum işte ağlıyorum   gözyaşlarımla yağmurları kıskandırmak istiyorum Mevsimlerim hap hazan benim Kuru vedalarda saklı hecelerim Ben aşkın gökyüzünde hep mevsimsiz yaprak yaprak dökülüyorum Ey Yar Git  Ey Yar Git Hıçkırıkları boğulan bulutlarımın feryatlarına sağır ol ne olur Bakma bana öyle,  acıma, Ben karşılıksın aşkımla mutluyum sessiz   babeynalarımda Bilinmez hangi diyardan gelmedir.  bu parçalanmışlıklar Bırak beni yar git artık Bahar ülkesine çağır çiçeklerini  ben uzaktan koklamaya yetinirim yetimler misali Aç kalan mazlum coğrafyanın çocukları gibi Ben aşkın mazlumu, ben esirimin Ey Yar Esirinim ben Azat et beni ne olur Aşkının hicranından sal kalbimin kanadı bin yerinden kırılsa ne çıkar Bırak kurda kuşa yem olsamda razıyım Yanında kalıp yokluğunu yaşamak ölümken Bırak beni ey yar Bırak ve git Savurun beni ey deli rüzgarlar! Ah! kurudum canından kopmuş yapraklar misali, Alıp başımı gideyim kalbimsiz bir diyara, Belki varır çöl yangınım son bahara..!  "Bırak" demek, "Git" demek ölümdür işte! Ben öldüm haberin yok zaten . . !! Senin olmadığın her mekan zinda... Devamı

05 03 2012

Modernizm ve Kadın!

Modernizm ve Kadın!   Biz kadınlar eskiden böyle miydik, sahi? Böyle bir toplumdan mı geldik? Son derece emektar, bulup buluşturup kocasına çeşitli yemekler yapan, kanaatkâr, iktisatlı ev hanımları değimliydik! Kocasını tebessümle karşılayıp içtenlikle hizmet eden, havlusunu tutan, işe yolcu ederken ceketini tutan ve onu Allah (c.c)`a ısmarlayan eşler değil miydik? İnsanı en güzel bir surette yaratıp, onun meleklere değil de meleklerin ona secde etmesini buyuran, yine yarattığı Adem (a.s)’in kaburga kemiğinin en ince ve hassas olanından biz kadınları yaratan, kadını; neslin devamı için bir kaynak eyleyen, evladımızı da hayatımızın ürünleri addeden Rabbimize hamd olsun…   Salât ve selam ise, Rabbimizin ayaklarımızın altına cenneti serdiği müjdesini verdiği gibi cehennem ehlinin de çoğunlukla kadınlardan olacağıyla korkutan, kadınların; fitne, bela ve şerre meyilli oldukları uyarısında bulunan, Tevrat ve İncil’de ismi Hatemül Enbiya olarak müjdelenen Efendimiz’in ve tüm İslam âleminin üzerine olsun…   Değerli Nisanur okuyucuları, kıymetli bacılar! Rabbimiz nasip eylerse sizlerle her ay Nisanur’da buluşup sorunlarımızın kaynak ve çözüm yollarını beraberce tespit edeceğiz.   Sizin de bildiğiniz gibi, Modernizmin getirisi olan; sıradanlaşma, kimliksizleşme, bencillik ve bireyselliğin had safhada yaşandığı ahir zamanda yaşamaktayız… Batının getirisi olan Modernizm; aslında Materyalizmin bir silahıdır. Bu silah tüm inanç ve kültürlere yöneltilmiş bir silahtır!   Maalesef, tüm toplumları tek tip haline getirmeyi ve sıradanlaştırmayı hedefleyen bir sistem bizleri etkisi altına almaya başladığından bu yana bizler toplum olarak huzur ve asayişimizi kaybettik. Bakış açımız, biçim ve şekillere ç... Devamı

03 02 2012

SERGÜZEŞT

SERGÜZEŞT   Yıllar önce upuzun bir yola çıktık ve yürüyoruz hep birlikte. Ne badireler atlattık, ne handikaplardan geçtik beraberce, omuz omuza… Bir iken binler olduk, milyonlar olduk ve cihanın dört yanına yayıldık izzetle, şerefle… Doğuda da açtı çiçeklerimiz, batıda da… kuzeye de demir attık, kök saldık, güneye de… Ve nice kışları bitirdik, bahar müjdeleriyle… Nice kardelenler devşirdik, güller, laleler yetiştirdik ellerimizle özenle, sabırla… Gözyaşlarımızla büyüttük nazlı çiçekleri terimizle, kanımızla… Nice sıkıntıları aştık umudumuzla, sevdamızla… Karanlık dehlizlerdeki sesimiz damların çatılarından haykırılmaya başlandı bu günlerde. Çağrımız sardı dört bir yanı, Rahman'a sonsuz kereler hamdolsun… Keremiyle gönüllere mahpus sevdamız, her yanda aşikar oldu. Gururla, iftiharla taşıdık hakkın sancağını, çekinmeden, utanmadan, ara verip durmadan… Meskeneti düşman, ataleti hicran, beklemeyi ise hüsran bildik, çalıştık durmadan, dinlenmeden ve karşılığını Rahman'a ilca ederek. Yüzümüz hiçbir demde dönmedi kullara. Aldanmadık aldatanların çağrılarına. Dost bilmedik ne dünyayı ne de içindekini… Dost bilmedik aldatan neferleri… Savaş açtık cehalete, kesalete ve atalete… Aşık olduk hürriyete, izzete ve şerefe… Ne rehberlerimiz oldu bu yolda, ne kahramanlar. Ne muhteşem bir destan yaşadılar, yaşattılar. Ne büyük değerdiler ardlarınca anladık. Ne lü’lü ü mercandılar kaybedince kavradık. Ne miski amberdiler , ne dür ü mercandılar, ne kenz ü ummandılar yıllar sonra farkına vardık. Ardlarında saf bağladık ya, Rahman'a hamd olsu... Devamı

27 01 2012

yeni yazı yaz...

yeni yazı yaz... Devamı

11 01 2012

İBRETLİK BİR ÖYKÜ

FAKİR BİR GENÇ ADAM geceleyin kulübesinde uyurken, uyku ile uyanıklık arasında odasının ışıkla dolduğunu gördü Gaipten gelen bir ses ona şöyle dedi: “Bundan böyle Allah için çalışacak ve kulübenin önündeki büyük kayayı bütün gücünle iteceksin!”  Bunun Allah’tan gelen bir emir olduğuna inanan adam, ertesi sabah kayayı itmeye başladıDaha ertesi gün, ve izleyen haftalar… güneşin doğuşundan batışına kadar taşı itti durduAylar süren uğraşı sırasında kaya yerinden bile kımıldamadıAdam gece kulübesine yorgun-argın dönerken, gününün boşa geçtiğini düşünüyordu artık Onun şevkinin kırıldığını hisseden şeytan kalbine vesveseler vermeye başladı: “Ne kadar zamandır bu kayayı itip duruyorsun, bir milim bile kımıldamadıKendine bunun için niye yazık ediyorsun? Onu yerinden oynatman zaten mümkün değil, vs” Böylece, gence görevi yerine getirmesinin imkansız olduğunu, dolayısıyla başarısızlığa uğradığı duygusunu aşılamaya çalıştı Bu tür düşünceler onun şevkini daha da kırdı ve ümidini gitgide yitirdi“Doğru ya, kendimi bu iş için niye paralıyorum ki?” diye kendi kendisine söylend“Bundan sonra azıcık bir kuvvet harcayacağımBu da yeter de artar bileKoca kaya yerinden kımıldamayacağına göre” Ve kararını duasında Allah’a bildirdi* “Allahım, uzun zamandır durmadan dinlenmeden Senin dediğin gibi hareket ettimBütün gücümle istediğin şeyi yaptımHer gün yoruluyorum, ama kayayı bir milim bile kımıldatamıyorumNeden böyle? Neden başaramıyorum?” Gaipten bir ses şefkatle cevap verdi: “Ey kulum, uzun zaman önce sana emrime uymamı istediğimde kabul etmiştinSana görevinin kayayı bütün gücünle itmek olduğunu söyl... Devamı

03 01 2012

HZ. ALİ`NİN, OĞLU HÜSEYİN`E VASİYETİ

HZ. ALİ`NİN, OĞLU HÜSEYİN`E VASİYETİ |  görsel 1

HZ. ALİ`NİN, OĞLU HÜSEYİN`E VASİYETİ   Kerbela günlerini yaşadığımız bugünlerde Hz. Ali’nin, evlatları Hasan ve Hüseyin’e ayrı ayrı yaptığı tavsiyelerden Hz. Hüseyin için olanını sizinle paylaşmak istedim. İlim şehrinin kapısından akan hikmet nuruna hepimiz muhtacız. Ancak bu vasiyet, aynı zamanda babaların çocuklarına nasihatleri ve tavsiyeleri konusunda güzel bir örnektir.  “Ey Oğlum! Zenginlikte ve fakirlikte Allah’ın takvası üzerinde olmayı, hoşnutluk ve öfke anında hakkı söylemeyi, varlıkta ve yoksullukta orta halli olmayı, dost ve düşmana adaletle davranmayı, canlılık ve tembellik halinde amel etmeyi, rahatlıkta ve zorlukta Allah’tan çekinmeyi sana tavsiye ediyorum. Ey Oğlum! Arkasında cennet olan bir şer, şer değildir. (Nitekim) arkasında cehennem olan hayır da hayır değildir. Cennetten başka her nimet küçüktür, ateşten başka her bela afiyettir. Ey Oğlum! Bil ki, kendi ayıbını gören başkasının ayıbı ile meşgul olmaz. Başkalarının ayıbını açan kimsenin ailesinin ayıbı açılır. Allah’ın verdiği paya razı olan, elden çıkana üzülmez. Kendi hatasını unutan, başkalarının hatasını büyük görür. Zor işleri (vesilesiz) yüklenen helak olur. Kendi fikrini beğenen sapar. Kendi aklını yeterli gören kayar. Âlimlerle oturup kalkan saygı görür. Ayak takımından olan kimselere karışan, küçümsenir. Kötü yerlere giden itham edilir (kötülükle suçlanır). Çokça şaka yapan küçümsenir (ona saygısızlık yapılır). Sözü çok olanın yanlışı çok olur; yanlışı çok olanın utancı azalır; utancı azalanın, çekinmesi azalır; çekinmesi azalanın kalbi ölür; kalbi ölen kişi de ateşe girer. Ey oğlum! Mümin... Devamı

26 12 2011

ENBİYA SÜRESİ 34.35.AYET TEFSİRİ

34- Ey Muhammed! Senden ö nce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı? Senin ölmenle rahata kavuşacaklarını mı sanıyorlar? 35- Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürülec eksiniz.       Bir de biz senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık. Her kim olursa olsun insanoğlundan hiç bir ferde bu dünyada ebedî kalmayı nasib etmedik. O halde sanki sen ölürsen onlar baki kalacaklar mı? Senin ölümünü gözeten "Biz onun felaket zamanını bekliyoruz." (Tûr, 52/30) diyen o kâfirler bâkî mi kalacaklar ki, senin ölümünü düşünerek teselli bulmak istiyorlar?   HAK DİNİ KURAN DİLİ TEFSİRİ       34- Senden önceki hiçbir insana ölümsüzlük imkânı vermiş değiliz. Sanki sen ölürsen onlar sonsuza dek yaşayacaklar mı? 35- Her canlı, ölümü tadacaktır. Nasıl davranacağınızı görelim diye sizi hem kötülükle ve hem de iyilikle sınavdan geçiririz. Sonunda bize döneceksiniz. HİÇ KİMSE ÖLÜMSÜZ DEĞİLDİR Bölümün sonunda ayetlerin akışı, yaratılışı, organik yapısı ve yönlendirilmesi bakımından evrene egemen olan yasalar sistemi ile özelliği, akıbeti ve varacağı yer bakımından insan hayatına egemen olan yasalar sistemini birbirine bağlıyor. Senden önce hiçbir insanın sonsuza kadar yaşamasını öngörmedik. Sonradan yaratılan herkes fanidir. Başlangıcı olan her şeyin sonu da vardır. Peygamber -salât ve selâm üzerine olsun- ölecekse, onlar sonsuza kadar mı yaşayacaklar? Sonsuza kadar yaşama... Devamı